Olmadan dalinda curuyenler burda toplaniyor

besiktas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
besiktas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2009

ALKIŞLAYIN ULAN İBNELER

Hayat ne garip alex, yıllar kandırıyor bizi. Kardeş olduk dediklerimiz kalleş oluyor da arkamızdan vuruyor bizi. Sen karınca Z, bugünün sezarı, unutma ki brutus hâlâ aynı brutus, er ya da geç seni de hançerleyecek sırtından.Ve o zaman anlayacaksın hangi kervanda kimlerle olduğunu. Ve göreceksin şu an şakşakçılığını yapan karga sürüsünü. Güzel bir arkadaşını ayarlayacaksın diye eyyamcılık yapan kan emicileri, geceleri barlara rahat girme hayali kuran küçük adamları, sevgilisi uzakta olup labirentten çıkamayan fareleri…
Bir rüya görüyorum alex, hani herkes arkadaş hani oyunlar sürerken hani çerçeveler boş hani körkütük sarhoş gençliğimizden hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken eskidendi,eskidendi,çok eskiden…







En çok sen yaraladın beni MM, hani biri beni itse sendelerdim belki ama düşmezdim ama sen ayaklarımın altına yatınca birileri itince düştüm, kırılan kalbim oldu…





Ben elbet boğarım koynumdaki yılanı,






Ve yürürüm çocukluğumu, gençliğimi ardımda bırakıp sadık yarınlarıma, yeter ki TURKCELL SÜPER LİG HİÇ BİTMESİN, İYİ Kİ VARSIN FUTBOL İYİ Kİ VARSIN TURKCELL SÜPER LİG





Bu da Bonus (emeğe saygı)

2 comments

13 Eylül 2009

Critiquer le Match


"Bu kadar eleştirdiğim Beşiktaş yere göğe sığdırılamayan Galatasarayı nasıl oldu da 4üncü ve 65inci dakkalar arasında oyun olarak ezdi?" diye bitirmiştim bi önceki yazıyı.

Pardaillan gibi optimist Galatasarylılar bunun cevabını hemen yorgunluk ve ilk golden sonra maçı rölantide oynama isteği olarak verirler. Bense biraz daha gerçekçi olucam. Yorgunluğu kabul etmekle beraber başka problemlere değineceğim.

Galatasaray, Beşiktaş karşısında birinci ve ikinci gol arasındaki zaman diliminde ayağında hiç top tutamadı. Bunun en önemli nedeni bana göre orta sahadaki Topal ve Sarp ikilisi. Mücadele etmelerine rağmen kaptırdıkları toplarla Galatasarayın bir türlü oyunun oturtamamasında başroldeydiler. Daha doğrusu kaptırdıkları toplardan ziyade, hızlı düşünüp, hızlı oynayamamaları takımı oyundan iyice düşürdü. Galatasarayın hücumundaki futbolcular hızlı futbol oynanmadığı sürece önemlerini kaybediyorlar. Keita, Kewell, Baros sıradanlaşıyor.

Galatasaray Ayhansız oynadığı iki maçta da iyi futbol oynayamadı. Sene başında en çok konuşulan iç transferi yerine Elanoyu almak, bu sıkıntı devam ederse Rijkaard-Neskens ikilisinin hanesine eksi olarak yazılır.

Ben açıkçası Caner'den umutluyum iç olarak ama dün oyuna girdikten sonra çok acemi oynadı. İnşallah ilk maç acemiliğidir. Galatasarayın soğuk kanlı bir içe ihtiyacı var. Yoksa Barış, Sarp, Topal gibi adamlar mücadele konusunda yeterliler, tek eksikleri top ayaklarına geldiğinde hızlı düşünmek ve uygulamak.


Beşiktaşın daha etkin olmasının bir başka nedeniyse Galatasarayın tam Beşiktaşın istediği rakip olması. İyi kapanan Beşiktaş Galatasarayı daha da zorlayabilirdi fakat Denizlinin seçimleri bunu engelledi.

Arda ve Barosun kötü futbolları da Galatasarayın topu tutamamasında ve oyununu kuramamasında etkendi. Arda için yorgunluğu kabul ederim ama Baros birkaç haftadır kayıplarda. Sezona çok iyi başlayan Nonda düşünülmeli.

Hem girdiği pozisyonlar hem de o pozisyonları değerlendirememesiyle Serdar Özkan bence maçın adamı. Çok hızlı ve yetenekli. Ceza sahasında vurup direği yalayan iki pozisyonda defansı yerlerde süründürmesi bunun kanıtı. Ama demek ki vuruş altyapısı eksik.

Hakeme gelince, ben olsam hem Tabatayı hem de Sarpı atardım. Ferrariye hiç bişi göstermezdim. Ferrarinin pozisyonu Kadıköydeki 4 kırmızı kartlı maçta Hasan Şaşa gösterilen kırmızı karta benziyor. Bence ikisi de kötü niyetli değildi.
Leo Franconun ki kırmızı gibi geliyo bana ama zor pozisyon.
Ama asıl Serdar Özkana yapılan iki tane faul var. Tam hakemin gözünün önünde. İkisini de çalmadı.

Ernst de iyi topçu. Gökhan Gönülle beraber rakiplerden isteyeceğim iki oyuncudan biri.

En conclusion, Galatasaray o kadar abartıldığı kadar iyi değil. 5 haftada olması da mümkün değil. Daha hızlı top oynamaya başlamazlarsa Uefada sıkıntı olur. Ligdeyse antrenörsüz bile şampiyon olmuş takım olarak bu kadroyla sonuna kadar Fenerle beraber gider. Hakem ve şans yanında olan takım şampiyon olur.

Ha bu arada Rüştüyü unuttum ama zaten söylenecek de çok bişi yok. Herif Rijkaardı görünce sıçıyo demek ki...
3 comments

Mustafa Hakkında Her Şey!


Türk futbol tarihinin belki de en başarılı olmuş takımı, Mustafa Denizlinin Galatasarayını tabi ki hiç hatırlamıyorum. 4 yaşındaydım.

Galatasaraya Şampiyon Kulüpler Kupasında yarı final oynatan Denizliyi ilk değerlendrme fırsatım 96-2000 arası milli takımı çalıştırdığı dönemde oldu.

Daha o zamandan hiç tutmadım, hep eleştirdim. 2000 Avrupa Şampiyonasında Milli takıma o zamana kadar en başarılı derecesini kazandırmasına rağmen fikrimi hiç değiştirmedim.Fenerbahçeyi çalıştırdığı dönemde de hep eleştirdim. Galatasaraylı olmam nedeniyle ne kadar objektif oldum bilemiyorum ama oynattığı futbolu aklım hiç almadı. Cruyff'un söylediği "Futbol basit bir oyundur. Zor olan da basit oynamaktır." sözünü hiç duymadı sanırım. veya duydu da basit oynamak zormuş, hiç bulaşmayayım dedi. Hep karmaşık olanın, sürpriz olanın peşinde koştu, koşmaya da devam ediyor. Modern futbolun gereklerinin hiçbirini yapmıyor.
Eli yüzü düzgün bir takım kurmak gibi bir derdi hiç yok.

Bu sezon çıkardığı kadrolara baktığınızda futboldan anlayan hiç kimsenin Denizliyi anlaması mümkün değil. Zaten Rijkaardın maçtan sonra yaptığı, "Beşiktaşın böyle bir kadroyla çıkmasına şaşırdık" açıklaması da bu tahminimi doğruluyor. Türk futbolunu ve futbolcusunu 2 ayda çözen adam Denizliyi hiç çözememiş.

Mustafa Denizli hakkında söyleyebileceğim daha fazla bişi yok aslında. Çünkü ne yaptığını gerçekten anlayamıyorum. Yarın da anlayamayacağım.

Gelelim asıl zurnanın zırt dediği yere...

Bu kadar eleştirdiğim Beşiktaş yere göğe sığdırılamayan Galatasarayı nasıl oldu da 4üncü ve 65inci dakkalar arasında oyun olarak ezdi? Onu da yemek yiyip öyle yazıcam. Annem çağırıyo.
0 comments

28 Ağustos 2009

Elano da 8 Tabata da!


Bu transfer dengesizlikleri için uzun uzun yazasım var ama kısmet olmadı.
Haftasonuna inşallah.

Beşiktaş'ınki ağırlıklı Şampiyonlar Ligi grupları ve bugün çekilecek Uefa grupları için de yazasım var. veya siz yazın mına koyim bilemedim.
1 comments

14 Ağustos 2009

Bobo St. Etienne'de mi?


Hurriyette yazdığına göre Bobo 5,5 milyon euroya st. etienne'e gitmiş.

Gider gitmez ona diyeceğim bişey yok. Bence Beşiktaşın forvet bölgesinde şişkinlik vardı, gidebilir.

Benim değinmek istediğim başka bi nokta var. Burda defalarca söyledim ve pascal21 le de ters düştük.

Geçen sene Antepte 25 maça çıkan sol bek 5,5 milyon euro.

Manisanın forveti Holosko 5-6 milyon euro.

Zapotocny 3-4 milyon euro.

Şampiyonlar Liginde tek başına Liverpoolu devirmiş Bobo 5,5 milyon euro.

Bu dengesizliği anlamıyorum. Fenerin parası boldur, azizin hırsı uğruna topuza 9 milyon verebilir ama Beşiktaşın Galatasarayın bu kadar hovarda olmaması lazım diye düşünüyorum. Beşiktaşın forvetiyle manisanın forveti nası aynı fiyatta olabilir ki?

0 comments

11 Ağustos 2009

"Büyük takım sırtına reklam almaz"


Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, "Büyük kulüpler forma sırtına reklam almaz" diyerek Beşiktaş'ın formasının sırtına Fenerbahçe ve Galatasaray gibi ticari reklam almayacağını ama sosyal amaçlı olarak Kızılay'ın reklamını alacağını söyledi.
Beşiktaş'ın Kızılay reklamı alması, akla hemen göğsüne UNICEF reklamını alan Barcelona'yı getirdi.
Barcelona, malum olduğu üzere, kendisini Katalanların "milli takımı" olarak görüyor ve bu yüzden formasına diğer milli takımların yaptığı gibi reklam almayı uygun bulmuyor.
Ancak aynı Barcelona, basketbolda bırakın formasına reklam almayı, takımın önüne "Regal" firmasının adını yazacak kadar da "ticari" davranabiliyor. Bu da bize bir kez daha, "Futbol asla sadece futbol değildir" dedirtiyor.
Kutsal oyun futbol
Türk Milli Futbol Takımı da göğsüne reklam almıyor ama Basketbol Milli Takımı'nın göğsünde Garanti Bankası'nın reklamı bulunuyor. Ne var ki futbola yüklenen siyasi anlamlar, endüstrileşen futbolun ataklarına karşı koymakta zorlanmaya başladı.
Bir diğer İspanyol, Athletic Bilbao da kendisini Bask bölgesinin milli takımı olarak görür. Haliyle onlar da kendi formalarını Bask'ın milli forması sayıp göğüs reklamını reddettiler. Ta ki 2008'e kadar. Bilbao, geçen yıl toplam 6 milyon euro karşılığında petrol şirketi Petronar ile 3 yıllık anlaşma yaptı.
Böylece "siyasi futbol"un "ticari futbol"a karşı elinde kalan son kalesi şimdilik Barcelona oldu.
2006'da yaptığı anlaşmayla 5 yıl boyuna göğsünde UNICEF reklamını taşıyacak olan Barça, bununla da yetinmeyerek kuruma her yıl 1.5 milyon euro bağış yapıyor.
5 yıllık anlaşma bittiğinde, Barcelona'nın göğsüne ticari bir reklam alıp almayacağı merak konusu, zira 110 yıllık tarihinde göğsüne hiç ticari reklam almamış olması, Barcelona formasını çok değerli ve önemli kılıyor. Barça formasının göğsüne ilk yerleşecek firma da tarihin bir parçası olacak zira.
Formanın sırtına reklam almayı "büyük" kulüplere yakıştırmayan Beşiktaş Başkanı Demirören'in bu yaklaşımı pek anlamlı gelmiyor. Çünkü bir takımın formasına anlam yüklenecekse şayet, formanın en önemli yeri göğsüdür. Göğsünüze reklam alabiliyorsanız, sırtınıza almış veya almamışsınız çok da önemli değil.
Banker ve darbe reklamı
Demirören sadece, "Sırt reklamından gelecek para çok önemli değil, o yüzden sosyal amaç için kullanacağız" dese yeterlidir. Ancak işin içine, "Büyük takım sırtına reklam almaz" lafı karışınca haliyle sorulacak sorular oluyor. Örnekse "Büyük takım göğsüne banker reklamı alır mı?" veya "Büyük takım göğsüne siyasi bir darbenin paşasının ismini yazar mı?" Bu iki sorunun da muhatabı Beşiktaş'tır.
1980'lerin başında memlekette cirit atan bankerler futbolu da es geçmemiş ve üç büyüklerin formalarına reklam sponsoru olmuştu.
Süren Ailesi'nin menkul değerler şirketi MEBAN, Galatasaray ile çalışırken banker Cengiz Baki Aygün'ün BAKO'su Beşiktaş ve Cevher Özden'in Banker Kastelli'si de Fenerbahçe ile çalışmıştır. Kastelli'nin kurduğu TİTİBank da Beşiktaş formasında kendisine yer bulmuştu.
Bankerlerin birçok insanı mağdur etmesinde, onlara göğsünü açan "büyük takımlar"ın da biraz payı olsa gerek. Zira reklam, öncelikle insanların güvenini kazanmayı esas alır ve bunun için de insanların güvendiği, inandığı kişi ve kurumları kullanır.
Sırtına "ticari reklam" almayı yakışık bulmuyor Sayın Demirören ancak Beşiktaş Futbol Takımı, 27 Mayıs darbesinin lideri Cemal Gürsel Paşa'nın adını göğsüne yazmayı uygun bulmuştur. Üstelik müthiş bir reklam numarası yaparak gerçekleştirmişti bunu. Bir futbol takımı 11 oyuncudan oluşuyor. Cemal Gürsel adı da 11 harften. Böylece paşayı selamlamak isteyen Beşiktaş, her futbolcusunun göğsüne Cemal Gürsel'in adının bir harfini yazarak çıkmıştır. Sahaya dizilen futbolcuların göğsünü soldan sağa okuduğumuzda ortaya "CEMAL GÜRSEL" çıkıyordu!

Ortada bu örnekler varken ve bugün formanızın göğsünde, kollarında da ticari reklamlar taşıyorken, "Sırta reklam almak büyük takımlara yakışmaz" demenin pek bir kıymet-i harbiyesi de yoktur.



http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=127536&KTG_KOD=129



0 comments

10 Temmuz 2009

Aida Yespica

Beşiktaşın yaptığı en başarılı transfer
1 comments

8 Temmuz 2009

Yeter Demirören Yeter!


1 sezon önce udinese'ye 1 milyon euroya gelen Sivok ve Zapotocny'ye 7 milyon civari bi bonservis ver. 1 sezon sonra o yere göğe sığdıramadığın zapoyu beleşe kasımpaşaya itelemeye çalış.

Ferrari'nin kulübüne 4, kendisine 2,5 milyon euro ver.

Nobreye yıllık 2,5 milyon ver.

Sakat ve yaşlı Nihat'a 2,5 milyon, kulübüne 4,5 milyon euro ver.

İsmail Köybaşı'na 6,5 milyon euro ve Serdar Kurtuluşu ver.

Elindeki Gökhan Zan'ı durup dururken kaptır.

Bobo'yu birilerine satmaya çalış.

Aydın Karabulut'u beleşe ver.

Bana bile dokundu mına koyim, yeter!

Not: Meymenetsiz demirörenin resmini ararken bu bjkli basketbolcu çıktı karşıma.
4 comments

13 Haziran 2009

Elbet Bir Gun

Beklenen oldu ve Mehmet Topuz yilligi 2.3 milyon euroya 3 sene icin Fenerbahce'ye imza atti. Son sozu, soylemesi gereken adam, Aziz Yildirim bizzat Kayseri'ye gidip soyledi ve artik kangren noktasina gelen bu transfere noktayi koydu. Gitti, aldi, getirdi o kadar.

Bu saatten sonra Topuz bu kadar tantanaya, o kadar paraya deger mi die tartismak anlamsiz. Onumuzde cikarilmasi gereken cok daha onemli dersler var cunku. Ilk olarak Topuz gibi sark kurnazlarina ders olsun; once Fener beni alsin diye geceyarilari telefon actirip sonra 50 milyon dolar verseler gitmem die aciklamalar yapan adam iste bugun kopek gibi imzayi atar. Ikincisi Demiroren gibi adam yoklugunda baskan secilip kendini bi bok sananlar, bundan sonra Fenerbahce'yle, baskaniyla inatlasmadan once kendi acizliklerinin, ezikliklerinin farkina varicak, haddini bilerek konusacak. Sinan Engin gibi kasarlar ona buna senin arkanda Besiktas camiasi var die gaz vermeden once karsilarindaki camianin buyuklugu karsisinda susmasini ogrenecek. Tabi bunlar bu kadar yuzsuzun oldugu yerde hemen olmayacak, ne bugun, ne de yarin ama elbet bir gun, iste o gun herkes Fenerbahce buyuklugunu anlayacak.

7 comments

13 Mayıs 2009

Olmuyor


Olmayinca olmuyor demekki, baska ne denir bilmiyorum bu duruma. 2 hafta onceki mactan bu maca ne degisti onu da bilmiyorm ama macin hakki Besiktas'indi o kesin. Fenerbahce camiasina boyle bi sezona boyle bi final yakisirdi, ondan isabet oldu bu sonuc. Maca gelirsek Fener kendini cikardigi ilk 11'den belli ediyor ztn, karman corman bi takim, bekte Ali Bilgin, stoperde Gokhan Gonul oynuyor daha ne denir ki? Oyuncularin cogu unumu eledim, bide elegi assam super olcak modunda cikmis sahaya. Niye Babacan o da belli degil, sanki hersey tam, bi genc kaleci kazanmadigimiz kalmis. Bu arada Ugur'un cikip yerine Semih'in girmeside 50 best mac donduren oyuncu degisikligi arasina rahat girer. Dede'nin yerinde mudahelesiyle ztn kor topal oynayan takim hepten abandone oldu, kurt hoca yine kurtlugunu gosterdi kisacasi. Skor 2-1'ken orta sahanin Selcuk, Deniz'e donmesi de cok etkili oldu, hem trajik hem komik mac 4-2 bitti. Ki Deniz'ide adam 40 yilin basi form tutmusken kizaga cekip, gecen macta kalayi bastiktan sonra sen ne umdun ne buldun bu adamdan anlamak mumkun degil. Okcu'nun Besiktas aski ise bambaska bi hikaye..


Obur tarafta Besiktas daha istekli, daha arzuluydu. Karakartallar genel olarak iyiydi ama Yusuf, Ernst ve Holosko goze batan isimlerdi. Buarada Ersnt'e gercekten helal olsun, herif oynadigi her mac tek basina topluyor orta sahayi, yanindaki keraneci Cisse bile feyz alarak biraz biraz top yapmaya basladi. Denizli ekstra bisey yapmasada en azinda isini dogru yapti. Sari karti olan Toraman'i cikarip Ibrahim'i almasi yerindeydi, ama Deli Ibo bi turlu yerinde durmadi, gol atmaya fln calisti. Baska baska Bobo'nun fuzesi disinda gollerin hepsi birbirinden osuruktu. Boyle defans kurgulari olmaz olsun gercekten, gotunden sut cikar gol, yuruye yuruye kaleye gir gol, aksir gol, tiksir gol birader. Penaltida buyuk yalandi ama dakka 90, skor 4-1, hala hakeme itiraz eden Besiktaslilar ondanda yalandi.


Velhasili kelam, Besiktas bir kupayi almis, digerinide gozune kestirmis durumda yoluna devam ediyor. Fener ise artik bu macla resmen kepenkleri indirdi. Bu sezonki sefillikte emegi gecen herkese sahsen tesekkur eder, gozlerinden operim.

1 comments

4 Mayıs 2009

Penaltı?


0 comments

7 Nisan 2009

Beşiktaş'ta fuhuş şoku!



Sinan Engin, siyah beyazlı takımda menajerlik yaptığı dönemde de benzer durumlarla karşılaştığını ancak bu tür olayları hoşgörülü karşılamak gerektiğini belirtti.


Sinan Engin konuyla ilgili olarak, “Benim menajerlik yaptığım dönemde de Beşiktaşlı iki futbolcunun adı benzer bir olayla anılmıştı. Biz de bu olayı öğrendik ancak olayı medyaya yansıtmadık ve örtbas ettik. Bunu başkan da biliyor” dedi. Bu konuda futbolculara karşı hoşgörülü olmak gerektiğini savunan Engin, “Adam, kadın satmıyor ki!.. Kız arkadaş bulamamış ne yapsın? Erhan Albayrak Konya’da değil de İzmir’de bir takımda oynasaydı sözleşmesi feshedilmezdi. Konya’nın mutaassıp yapısı da bu karar etkili olmuştur” ifadelerini kullandı.


Bu arada adının karıştığı fuhuş operasyonu nedeniyle Konyaspor ile olan sözleşmesi feshedilen Erhan Albayrak, konuyla ilgili olarak Futbol Gündemi programına telefonla bağladı ve “Telefonla bir bayanla görüştüğüm için beni kadro dışı bıraktılar” dedi.
0 comments