Olmadan dalinda curuyenler burda toplaniyor

23 Haziran 2009

Hayao Miyazaki's Ponyo

3 comments

NYC

New York'a kusbakisi bakmak isteyenler, bekleme yapmadan burdan devam etsin
0 comments

Tim Burton's Alice in Wonderland 2010





2 comments

?

1 comments

Maria Maria



Wimbledon'a sokuyim, sana bise olmasin



2 comments

Avrupa'dan teklifler var

Bu sezon Avrupa'da kume dusen lejyonerlerimizden ismine kurban oldugum Ersen Martin iki gun once Ntvspor'a verdigi roportajda Ispanya'ya cok alistigini ve orda cok mutlu oldugunu soyluyordu. Transfer dedikodulari icin ise menajeriyle beraber Huelva'dan daha ustun bir takim arayisi icinde olduklarini belirtmis. Almanya'dan da cok ciddi teklifler aldigini ama ilk tercihini kendisine talebin fazla oldugu Ispanya'dan kullanacagini, buyuk bir ihtimallede Valladolid ya da Malaga'ya gidecegini eklemisti.
Bu aciklamalardan 2 gun sonra Ersen Gaziantepspor'a imza atti.
3 comments

22 Haziran 2009

Mélanie



Mélanie Laurent. '83 doğumlu Fransız aktris.. İnsan demeye dilim varmıyor ama değil.. Aceto'nun blogunda filmi hakkındaki postu okuduktan sonra tanıştım kendisiyle. Nasıl daha önce böyle bir güzelliği biraz geç keşfettim ona yanıyorum şimdi..

Filmdeki şarkıda (Aaron - U-turn (Lili) ) inanılmaz güzel... Ama Mélanie Laurent daha güzel.. Çok güzel..


5 comments

Tobol Kostanay-Galatasaray


Galatasaray'ın ön elemedeki rakibi Kazakistan'ın Tobol Kostanay takımı.
Çin'in oralarda bi yerde, uzakta. Yeni bir Tromsö faciası, bence yakında...
4 comments

Gökhan Zan Galatasaray'da


Gökhan Zan Galatasaray’da

Kulübümüz milli futbolcu Gökhan Zan ile iki yıllığına anlaşmaya varmıştır. Bu transfer hakkında detaylı bilgiler resmi sitemiz Galatasaray.org'da yayınlanacaktır.


Gökhan Zan Kimdir…

7 Eylül 1981 Hatay doğumlu olan Gökhan Zan, futbola da Hatayspor’da başladı. Gökhan Zan buradaki performansı sonrasında 2000 yılında Çanakkale Dardanelspor’a transfer oldu. Üç sezon Çanakkale Dardanel forması giyen Gökhan Zan, 2003-2004 sezonunda Beşiktaş'a transfer oldu.

İlk sezonunda Beşiktaş’ta sadece dört maçta forma giyen Zan, 2004-2005 sezonunda Beşiktaş tarafında Gaziantepspor'a kiralandı. 2005-2006 sezonu başında ise Beşiktaş'a dönerek tekrar kendine kadroda yer buldu. Son dört sezondur istikrarlı bir şekilde Beşiktaş’ta forma giyen Gökhan Zan, 2007-08 sezonunda 20 lig maçında sahaya çıkarken, geçtiğimiz sezonsa 19 lig maçında görev yaptı.

1,92 metre boyu ile Süper Lig'deki en uzun futbolculardan biri. olan Gökhan Zan, iri ve güçlü fiziği ile öne çıkmaktadır.

İlk kez 2000 yılında Ukrayna ile oynanan özel maçta A Milli Takım kadrosuna davet edilen Gökhan Zan, 45 kez de A Milli Takım forması giydi.

Yukarıdaki haber www.galatasaray.org'dan alıntı. Gene beklenmeyen bir transfer yaptı Galatasaray.. Servet'in yerini sezonun yarısını sakat olarak geçirmesi Cam adam Gökhan Zan'la doldurmaya çalışıyorsak ayvayı yemişiz demektir. Senderos,Neill derken Gökhan Zan'ı almanın tek açıklaması olabilir o da bonservisi olmaması.. İşe yarayacak mı göreceğiz... Bu arada Servet'in satılamama ihtimali var ki o zaman işte tadından yenmez...
3 comments

Japonya diyooorrr!


Detaya inmek isteyenler icin
0 comments

Ada Sevenler Cemiyeti


"Ne kadar yakın olursa olsun, ada uzaktır
serin bir kaçış, bir kapanıştır.
Tanrıların hikayeleri adalarda canlanır,
Şairlerin kelamı, bir zeytin ağaçlarına asılır.
Ada, sudan öğrülmüş rüzgarıyla, ferah,
sarışın kumları ve sarp kayalarıyla çetin ve yalındır.
Her yediğimiz yemek, her içtiğimiz içecek yerine göre tatlandığına göre,
ada, balıkları ve üzümleri ile iştah açar, lütuf ettirir.
Yemek ardından dua etmek ne güzel şeydir- adada daha çok dua edersiniz,
suların ortasında olup, böyle nimetlerden nasiplendiğiniz için belki.
Adalılar, dünyanın hangi suyuna mensup olurlarsa olsunlar, aynı ırktandır.
Bir kere, kasabalara özgü “perdeli” halleri vardır- sıcaktırlar,
meraklıdırlar, ama sizi içlerine pek almazlar.
Ama kalelerini aşınca, kendinizi aralarında hiç olmadığınız kadar “ait”
hissedersiniz.
Tatlı serttirler. Hikayecidirler.
Yosunlardan ve yıldızlardan olsa gerek.


Mavi-beyaz bir adada, insan Zamanı unutuyor.

Apollon’un torunlarının kurduğu bir adada, ne çok şeyin değişmediğini
görüyorsunuz.
Bir oğlan, saçları tuz ve güneşle kıvrılmış bir kıza aşık, kur yapıyor.
Eski bir kaptan, her gün bir adadan öbürüne geçip maceralarını anlatıyor.
Ve arada kalanlar, ne oralı, ne buralı olanlar, annelerinin, babalarının
bahçelerini düşleyip, hanımeli kokularını kıyaslıyor.
“Hiç bir nar, bizim narlar gibi değil,
hiç bir kara yılan, bizimkiler kadar pürüzsüz ve zehirsiz değil” diyorlar.
Adada, hayat daha yavaş, anılar daha parlak.
Adada, her şey daha dramatik, daha keskin, narin.


Nabokov, kendi hayali adasında, eski adalarını anımsar,

hatırlamak işi en iyi adada yapılır ne de olsa.
“Bütün mutlu aileler aşağı yukarı farklıdır, bütün mutsuz aileler ise
birbirine benzer” demiştir.
Adada, mutlular ve mutsuzlar, dans ve kavgalarıyla önümüzden geçer,
kendi farklılıklarımızı ve benzerliklerimizi izhar ederek,
neden kaçıp neden kaçmadığımızı düşündürerek,
biraz güneş, biraz ay, daha ne isteyelim dedirterek."

3 comments