Olmadan dalinda curuyenler burda toplaniyor

super lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
super lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2009

Biletini kestim senin

Sezon basindan beri fenerbahceyi bi turlu 90 dk seyretmek nasip olmamisti. Gecen maclarda duydugum kulaktan dolmalarin ne derece dogru oldugunu acikcasi cok merak ediordum. Sakin kafayla, tadini cikara cikara maci izleyebilmek icin, once bi 6 saat uyudum. Uyudum, uyandim, iftar masasina oturdum. 8 kofte, 7 dilimde pastirma yiyip kalktim. Macin baslama dudugu duyuldugu an ben coktan uykumu almis, karnimi doyurmus, zorlu bir 90 dkya hazir ve nazir sekilde kanepede yerimi almistim bile. Bir elimde kumanda, bir elimde tespih, gobegimde incebelli cay bardaginin yaydigi tatli iliklik, cok guzel bir ruh hali icersindeydimki taa mac baslayana kadar.

Macin basini, kendisini, sonunu, hepsini bir arada mi, yoksa tek tek mi yorumlamak mi lazim bilemiyorum. Ama istiklal marsini isliklamakla, fol yok yumurta yokken sahaya bilumum nesne yagdirmanin, cikista coluk cocuk polisle catismanin boktan bi bagi vardir herhalde. Neyse oncelikle fenerbahce'yle ilgili notlarimi yazmak istiyorum (usta isi yorumlarim icin sabirsizlandiginizin farkindayim).

Genel olarak gecen seneye gore daha derli toplu, daha istekli, daha tempolu bi fener vardi sahada. Golu erken ve de pis bi sekilde yemelerine ragmen, fazla bocalamadan isi toparladilar. Her nekadar oyun zirt pirt durduysada ilk gol ve bazi pozisyonlardaki seri paslasmalar ilerisi icin umit vericiydi. Aslinda saha kotuydu, rakip okuzdu, ligin basiydi gibi bircok sebepten pekte soylenecek birsey yok.

Teker teker oyunculara bakarsak, en cok aksayan yer Lugano ve Bilica'nin olusturdugu arka ikiliydi. Lugano acik bi sekilde fiziksel olarak hazir degil. Vucut olarak cok hamdi ve hamle zamanlamalari, acilari acisindan da genel olarak hataliydi. Ama sonucta onun ilaci belli antreman ve mac yapacak. Gelgelelim, Bilica tam bi salatalik cikti diyebilirim. Karsisina hangi zenci gelse maymun etti bunu, ne pozisyon alabildi, ne adam tutabildi, bide ustune osuruk osuruk calimlar yedi durdu. Bide iyi top kullaniyor fln diyorlardi, buyuk yalanmis gercekten. Yabanci kontenjanini bole carcur etmektense, Lugano-Onder ikilisi cok daha mantikli gorunuyor bana. Carlos en iyimser yorumla idare etti ama macta hic yoktu, ileriki maclarda da olmasini beklemiyorum acikcasi. Aksine Gokhan sagbekte kelimenin tam anlamiyla mukemmeldi. Gecen seneden cok daha iyi gordum kendisini, daha iyi pozisyon alan, daha iyi kafa toplarina cikan, ikili mucadelelerde daha guclu bir Gokhan vardi sahada. Ayrica ileri cikislari da daha dengeli ve etkiliydi, bi ileri bi geri deli dana gibi kosturmaktan, gereksiz calim salvolarinda kurtulmus bir gorunumdeydi.

Orta sahada emre bu sezon dedikleri kadar varmis bunu gordum. Hem isirgan ve savasci, hemde creative bir portre cizdi.(portre cizmek ne ya?) Arkasinda oynayan Christian ise cok dar bir bolgeyle kendini kisitladi, o bolgeyi biraz daha genisletirse yeni orumcek olmaya adaydir. Santos en merak ettigim adamlardan biriydi, topu kullanisindan, paslarindan gayet teknik, akilli bir oyuncu oldugu belli olsada fizik olarakta tam tersi cok direncsizdi. Ikili mucadeleden de, dribblingten de kacan bi yapisi var. Hakemde bugun yarrak olunca, ikinci yarinin son 30 dakkasinda alenen yildi cocuk. Sagda Kazim ise klasik otistik gorunumundeydi, oyun icinde devamlilik desen yok, savunmaya yardim da asgari duzeyde ama hizli ve gucluydu. Toplarada hasbelkader sert vurdugu icin her an tehlike arz ediyor ama hep yavsak tam yavsak a.k. Devamli guluyo, devamli bise anlatiyo, o eller kollar hic durmuyor ztn, bir garip ademoglu buda, boyle kabullenmek lazim demekki. Ama topuz veya ozer kesebilirse, itirazim olmaz acikcasi.

Ileride Semih, buaksam hem kendi icin, hem de guiza icin defansla bogustu, orta sahaya kadar geldi top aldi, sag kanada cokta iyi toplar dagitti . Yalniz, soldan carlos hic bindirme yapmayinca, zaman zaman kitlendi, geriye donmek zorunda kaldi yada topu ezdi. Bir gol atti, bi tanesi direkten dondu. Obur golcumuz okcu ise maca turistik modda basladi, ilk yari hic ortalarda gozukmedi, ikinci yari ne zamanki mac kopmaya basladi, o da sahneye ufak ufak cikmaya basladi ama hala ve israrla yetersiz kaliyor. Yalniz okcuyla ilgili bir ilginc notta ozer'le yasadiklari uyumsuzluktu, kisa zamanda bu kadar anlasmazlik cok enteresandi bence.

Diyarbakirspor'a gelecek olursak cok net soyleyebilirim ki ileride oynayan iki zencileri disinda ne futbolcusuyla, ne de taraftariyla bu ligin takimi deiller. Takim olarak oyuna cok sert basladilar, hem Fenerbahce'yi hemde taraftarlari gerdiler. 10. dakkada 3 tane sari kartli oyuncu vardi sahada ama hakemde hiyaroglu hiyar ciktigindan o 3 karttan 2si fenereydi. Belki bilerek sert oynayip, gerginligi arttirip, seyirci baskisiyla rakibi sindermeye calistilar ama barut misali bekleyen seyirciyede istedikleri kivilcimi vermis oldular. Hakemde inanilmaz les yonetimiyle macin kontrolunu kaybettigi gibi macinda agzina tam anlamiyla sicti.

Egri oturup, dogru konusursak Fenerbahce, diyarbakir'in ne rakibi, nede dengi. Daha ligin 3. maciyken ortada dusmelik, kalmalikta bir durum yokken ne bu siddet ne bu celal diye sorarlar adama. Olay Turkiye'deki Kurt sorunun bir yansimasiysa, canli yayinlanan bir superlig maci, bir kendini ifade etme platformuysa, yasananlar bize bu sorunun taraflarindan birinin kendini hayvan gibi oraya buraya saldirmadan, coluk cocugun eline tas vermeden, siseye isiyip millete atmadan anlatamadigin, anlatmayi bilmediginin veya tercih etmediginin ispatidir. Bu kadar siktiri boktan bir macta, bu kadar olay cikiyorsa, isin garibi iki takim taraftarlari arasinda degilde olaylar diyarbakirlilar ve polis arasinda geciyorsa, herkesin sapkasini onune koyup dusunme vakti gelmistir. Bu ofke kime, neye diye. Herhangi bir futbol macini, gunluk hayati, derdi, tasayi soyutlayacak alelade bir spor olayini savas alanina cevirmekten baska bi bok bilmeyenler, tepki gostericem diye suursuz bir sekilde istiklal marsini isliklayanlar artik bi zahmet siktirip gitsinler bu memleketten. Devlet bizi dusurdu diye aglayip sizla, olay cikar. Devlet sizi zorla 1.lige cikarsin durup dururken yine olay cikar. Afedersiniz ama sikerler boyle askin izdirabini, siz okuzseniz ben sizden okuzum, siktirin gidin curuyun coplugunuzde amina kodumun orospu cocuklari.

Bununla alakali olarak futbol asla sadece futbol degildir diye diye iki kurusluk romantizm saticam derken futbolun icine sokmadiklari kavram kalmayan yavsak lumpenler, bu islerin basi hep sizsiniz ibneler.
1 comments

7 Temmuz 2009

09-10 Turkcell Süper Lig Fikstürü


Çok entresan bir fikstür oldu bu. Her takım Trabzon-Fenerbahçe ve Sivas maçlarını üst üste oynayacak.

En avantajlı 2 takım Sivas ve Fenerbahçe. Sivas'ın avantajı oynayacağı takımların hepsinin kendisinden önce Trabzon ve Fenerbahçe'yle oynayacak olması, böylece mental olarak çok yorgun gelicekler Sivas karşısına, bunun tek kötülüğü bu 2 hafta puan kaybeden takımlar Sivas maçlarına deliler gibi asılacak olması.

En büyük fikstür avantajı ise Fenerbahçe'de: 21.haftadan sonra deplasmana sadece Ankara'ya gidecekler Sarı-Lacivertliler, başka hiçbir şehre gitmiyorlar.

Galatasaray'ın fikstür avantajı diye bir durumdan bahsedersek bu da son 6 haftada Beşiktaş-Fenerbahçe-Sivas-Trabzon 4lüsünden hiçbiriyle oynamayacak olması (buna Kayseri'yi de katabiliriz), bunun negatif durumu ise kümeden düşmemek için canını dişine takarak oynayacak takımlarla karşılaşılacak olmasıdır.

İlk derbi 5. haftada Ali Sami Yen'de Galatasaray-Beşiktaş maçı olacak, 10. haftada ise Fenerbahçe-Galatasaray derbisi var. Unutmadan Beşiktaş-Fenerbahçe ise 14. haftada. 3. büyükler entresan bir şekilde hepsi her 17. haftalık periodda mutlaka bir derbiyi kendi evinde oynuyor, geçmiş senelerdeki gibi 2 derbiyi de kendi sahasında ya da deplasmanda oynayan bir takım yok.


Tüm fikstür burada
.
2 comments

23 Haziran 2009

Avrupa'dan teklifler var

Bu sezon Avrupa'da kume dusen lejyonerlerimizden ismine kurban oldugum Ersen Martin iki gun once Ntvspor'a verdigi roportajda Ispanya'ya cok alistigini ve orda cok mutlu oldugunu soyluyordu. Transfer dedikodulari icin ise menajeriyle beraber Huelva'dan daha ustun bir takim arayisi icinde olduklarini belirtmis. Almanya'dan da cok ciddi teklifler aldigini ama ilk tercihini kendisine talebin fazla oldugu Ispanya'dan kullanacagini, buyuk bir ihtimallede Valladolid ya da Malaga'ya gidecegini eklemisti.
Bu aciklamalardan 2 gun sonra Ersen Gaziantepspor'a imza atti.
3 comments

16 Haziran 2009

Yigido



Buyuk ihtimal olasi bir sampiyonluk icin cekilmis ama hedefini sasirmasina ragmen yine de anlamini ve guzelligini koruyan bir belgesel olmus. Ben Ntv Spor'da tekrarina denk geldim, izlemeyenleri de denkmi'de denk getirmek istedim. denkim, denksin, denk..
0 comments

13 Haziran 2009

Elbet Bir Gun

Beklenen oldu ve Mehmet Topuz yilligi 2.3 milyon euroya 3 sene icin Fenerbahce'ye imza atti. Son sozu, soylemesi gereken adam, Aziz Yildirim bizzat Kayseri'ye gidip soyledi ve artik kangren noktasina gelen bu transfere noktayi koydu. Gitti, aldi, getirdi o kadar.

Bu saatten sonra Topuz bu kadar tantanaya, o kadar paraya deger mi die tartismak anlamsiz. Onumuzde cikarilmasi gereken cok daha onemli dersler var cunku. Ilk olarak Topuz gibi sark kurnazlarina ders olsun; once Fener beni alsin diye geceyarilari telefon actirip sonra 50 milyon dolar verseler gitmem die aciklamalar yapan adam iste bugun kopek gibi imzayi atar. Ikincisi Demiroren gibi adam yoklugunda baskan secilip kendini bi bok sananlar, bundan sonra Fenerbahce'yle, baskaniyla inatlasmadan once kendi acizliklerinin, ezikliklerinin farkina varicak, haddini bilerek konusacak. Sinan Engin gibi kasarlar ona buna senin arkanda Besiktas camiasi var die gaz vermeden once karsilarindaki camianin buyuklugu karsisinda susmasini ogrenecek. Tabi bunlar bu kadar yuzsuzun oldugu yerde hemen olmayacak, ne bugun, ne de yarin ama elbet bir gun, iste o gun herkes Fenerbahce buyuklugunu anlayacak.

7 comments

11 Haziran 2009

Sven?


Söylentilere göre Trabzon'da ilginç işler oluyor. Artık karadeniz nasıl dalga yaptıysa ibreler bir haftada Samet Aybaba'dan Sven Goran Eriksson'a dönmüş. Bu arada adı geçmişken kariyerine bir başarı daha ekleyip takımın başına gelemeden kovulan Aybaba'ya da tebriklerimizi iletelim. Güncele geri dönersek nasıl, ne şekil olur bilemiyorum ama Eriksson'u başa getirirse Sadri Şener giderayak büyük işe imza atmış olacak. Yardımcısı olarakta Tugay düşünülüyormuş, artık ne alakaysa. Buarada Eriksson aga'nın kariyeri nasıl bir teknik adam olduğunun teminatı gibi gözükmesine rağmen İngiltere Milli Takımı'ndan sonra bi türlü kendini toparlayamadığıda bir gerçek. Yaşta zaten kemale ermek üzere. Yine de Trabzon gibi başarıya aç bir klübe, Erik gibi başarıya doymuş adamın aşısı tutarmı bekleyip, görmek lazım. En azından şu Trabzon'un futbol barzoluğunu biraz törpülese o bile başarıdır bana göre.
0 comments

13 Mayıs 2009

Olmuyor


Olmayinca olmuyor demekki, baska ne denir bilmiyorum bu duruma. 2 hafta onceki mactan bu maca ne degisti onu da bilmiyorm ama macin hakki Besiktas'indi o kesin. Fenerbahce camiasina boyle bi sezona boyle bi final yakisirdi, ondan isabet oldu bu sonuc. Maca gelirsek Fener kendini cikardigi ilk 11'den belli ediyor ztn, karman corman bi takim, bekte Ali Bilgin, stoperde Gokhan Gonul oynuyor daha ne denir ki? Oyuncularin cogu unumu eledim, bide elegi assam super olcak modunda cikmis sahaya. Niye Babacan o da belli degil, sanki hersey tam, bi genc kaleci kazanmadigimiz kalmis. Bu arada Ugur'un cikip yerine Semih'in girmeside 50 best mac donduren oyuncu degisikligi arasina rahat girer. Dede'nin yerinde mudahelesiyle ztn kor topal oynayan takim hepten abandone oldu, kurt hoca yine kurtlugunu gosterdi kisacasi. Skor 2-1'ken orta sahanin Selcuk, Deniz'e donmesi de cok etkili oldu, hem trajik hem komik mac 4-2 bitti. Ki Deniz'ide adam 40 yilin basi form tutmusken kizaga cekip, gecen macta kalayi bastiktan sonra sen ne umdun ne buldun bu adamdan anlamak mumkun degil. Okcu'nun Besiktas aski ise bambaska bi hikaye..


Obur tarafta Besiktas daha istekli, daha arzuluydu. Karakartallar genel olarak iyiydi ama Yusuf, Ernst ve Holosko goze batan isimlerdi. Buarada Ersnt'e gercekten helal olsun, herif oynadigi her mac tek basina topluyor orta sahayi, yanindaki keraneci Cisse bile feyz alarak biraz biraz top yapmaya basladi. Denizli ekstra bisey yapmasada en azinda isini dogru yapti. Sari karti olan Toraman'i cikarip Ibrahim'i almasi yerindeydi, ama Deli Ibo bi turlu yerinde durmadi, gol atmaya fln calisti. Baska baska Bobo'nun fuzesi disinda gollerin hepsi birbirinden osuruktu. Boyle defans kurgulari olmaz olsun gercekten, gotunden sut cikar gol, yuruye yuruye kaleye gir gol, aksir gol, tiksir gol birader. Penaltida buyuk yalandi ama dakka 90, skor 4-1, hala hakeme itiraz eden Besiktaslilar ondanda yalandi.


Velhasili kelam, Besiktas bir kupayi almis, digerinide gozune kestirmis durumda yoluna devam ediyor. Fener ise artik bu macla resmen kepenkleri indirdi. Bu sezonki sefillikte emegi gecen herkese sahsen tesekkur eder, gozlerinden operim.

1 comments

11 Mayıs 2009

İbrahim Akın Fenerbahçe'de!


İstanbul Büyükşehir Belediyespor'un forveti İbrahim Akın, Fenerbahçe ile anlaştığını açıkladı.

Sabah gazetesinin haberine göre: "25 yaşındaki futbolcu, yaptığı açıklamada, "Fenerbahçeli yöneticilerle görüştüm. Aradaki ufak pürüzler dışında anlaşmaya vardık. Büyük ihtimalle seneye sarı-lacivertli formayı giyeceğim" açıklamasında bulundu.

2 Milyon Euro

Golcü futbolcunun menajeri Metin Öztürk de ile temas halinde olduklarını doğruladı. İbrahim Akın'ın kulübüyle sözleşmesinin devam ettiğini kaydeden Öztürk, "Fenerbahçe ile önümüzdeki pazartesi görüşeceğiz. Büyükşehir, bonservis bedelini 2 milyon euro olarak belirledi. Bu rakam üzerinden pazarlık yapılacak. Galatasaray'da devrede ancak önceliğimiz Fenerbahçe'de" diye konustu.

Kaynak: Milliyet.com.tr
1 comments

29 Nisan 2009

+1

Dede’ni de al, git…

Fenerbahçe’nin önce kulüp olarak kendi reflekslerinden uzaklaşması, spor branşlarında da aynı tarzın kabul göreceğinin göstergesiydi aslında. Fenerbahçe’yi ayrı bir kimlik olarak kabul ettiren karakter “isyan”dır. Kuruluşundan bu yana “tahakküme” isyan etmiştir Fenerbahçeliler… Savaşta işgalcilere, ihtilallerde darbecileri, spor sahalarında şaibecilere karşıydılar. Ama süreç Fenerbahçe’nin kendi içinde yaşattığı bu geni yok eder hale geldi., Ne oldu? Kulübe dikta geldi. Son Divan Kurulu toplantısında, kendilerini rakipsiz ve seçeneksiz görenlerin ne kadar güçlü olduğu ortaya çıktı. Kulübün akil kesimi, en az 25 yıllık üyelerinin bulunduğu mecliste alkış sesleri ile, yanlışların onaylanmasını izledik. 100 milyon doların boşa harcanması, kafaya gore teknik adamlarla alınan sonuçlar kimsenin umurunda olmadı. Ordakilerin bir bölümü mayıs’ta yapılacak seçime rakipsiz girmeyi neredeyse garantileyen Aziz Yıldırım’a kendilerini sevdirmeye çalıştılar. Bu ortamın son üç senede nelere mal olduğu ortada. Sahipsizlik veya suskunluk, peşinde daha beterini de getirecektir. Eleştirmek, Aziz Yıldırım’a karşı olmak değil, Fenerbahçeliliğin gereğidir. Ama öylesine tepkiler geliştirdiler ki, ağzınızı açsanız, kulüp düşmanı ilan edildiniz. Yeni yapılan tüzüğe konulan maddeler de, sizi ihraç sehpasına kadar taşıyacak yetenekte. “Adaylığı düşünüyorum” diyen Şadan Kalkavan orada yok. Madem kolları sıvayacaksın, kongre öncesindeki bu toplantıda eteğindeki taşları dökeceksin. Sen yapmak istemiyorsan, ekibini bu işle görevlendireceksin. Yanlışlar tartışmaya açılmadığı sürece Aziz Yıldırım’da herkesi kendisinin doğru yaptığına inandığını zanneder. Ama kulübe bile gelmedi Kalkavan… Kongre günü eğer kürseye çıkarsa, ne diyecek merak ediyorum? Takımın durumu ortada. Aragones hafta hafta bitirdi oyuncularını. Hem fizik, hem de moral olarak. Sakatlıkların ardı arkası kesilmiyor. “Disiplinli” denilen hocayı oyundan çıkarken alkışlayanlar, formasını fırlatanlar, bir tarafını dönüp gidenler gırla… Yardımcıları İspanyol gazetelerine “futbolcular dediklerimizi yapmıyorlar” diyerek başarısızlığı açıklamaya çalışıyor. Başkan görevde kalmak için, internet sitesinden “devam etmeli” diye beyanlar düzenletiyor. Kafasına gore hocası için de, “Aragones kalmalı” şeklinde bir açıklama furyasını beklemeye başladık. Hatta, “Aslında Guiza iyi futbolcu” diye de açıklamalar yaptırtabilir adamlarına. Fenerbahçe Kulübü bu son üç senedeki kadar hiç bu kadar sahipsiz, denetimsiz, başı boş kalmamıştı. Aziz Başkan, bu “tek reislik” apoletiyle, yine eski yönetim tarzını, “yaptım oldu” mantığını sürdürür, tribünleri bölmeye devam eder, sesini yükseltenleri kulüpten atıp, ağzını açanlara hakaretlerle yanıt vermeye devam ederse, sezon sonuna kadar “Dede’ni de al, git” diyenler çoğalacaktır. Üstelik bunu söyleyenler kulüpten veya kendisinden beklentiler taşıyanlar değil, tribünden takımlarını yaşayanlar olacak. Bir başkan için daha kötüsü zaten olamaz…

Klasik bir Gurcan Bilgic yazisi; Fenerbahce'deki sorunlarla ilgili cok dogru tespitler var ama peki ya cozumler? Aziz Baskan gitsin gitmesinede, ondan sonrasi ne olacak bana ondan haber verin Gurcan Bey. O gitsin, bu gitsin bende diorum, sen bu is icin tonla para aliyosun, reva mi?
0 comments

26 Nisan 2009

Havlu atmak...


Bugünki maçtan sonra artık Galatasaray da resmen lige havluyu attı. Öncelikle takımı bu hale getirdiği için önce Bülent'e sonra da Skibbe'yi kovup Bülent'i başa getiren yönetime çok büyük bir teşekkür (!) borçluyum. Artık stressiz maç izleyebileceğiz. Sezonun Ali Sami Yen'deki son iki maçına da sadece maç izlemek için gideceğim gene elbette ama 0 streste maç izlemek çok güzel olacak.

Seneye şampiyonlar liginde Türkiye'yi temsil edecek takımlar büyük ihtimalle Beşiktaş ve Sivas olacak. Beşiktaş için birşey diyemem ama Sivas'ın eğerki Şampiyonlar Ligi'ne kalırlarsa alacakları 0 puanın dışında her maç 2 kırmızı kart göreceğini bugünden tahmin etmek çok zor değil. Şampiyonun direk katılacağı bu seneyi çok güzel bir şekilde harcadık.

Lincoln'ü takıma küstürüp, Baros'u bugün sağ kanat başlatan (kesinlikle 2. forvet değildi adam durmadan sağ kanattaydı) Bülent'in aklı nerdeydi merak ediyor. Baros'u çıkarıp oyuna Hasan Şaş'ı almanın izahı nedir merak ediyorum.

Galatasaray'ın Türkiye'nin 3 büyüğünden biri olduğunu, hatta en büyüğü olduğunu (buna itiraz edecekler bu satırları yazanın kim olduğunu unutmasınlar :) ) bu takımda oynuyorken kaldırdığı kupalarla kanıtlayan Bülent'in sanki Kayseri Erciyes'in başındaymış gibi bu takım her öne geçtiğinde skoru korumaya çalışmasının manası yoktur ve çok büyük saçmalıktır bu.

Bülent takımın başına geldiğinde önünde 2 olasılık vardı: Ya Guardiola gibi bir efsane antrenör olma yolunda gidecekti ya da sıçıp sıvayacaktı. Ben ilk seçeneğin olmasından umutluydum ne de olsa o büyük kaptandı ama kendisi son sürat 2. seçeneği seçti.

Oynanan futbol mu ? Uyudum ben maç izlerken Galatasaray'ın golünü gördüm sadece. Geri kalanı izlemedim sayılır dinledim sadece, karşımda TV açıkken yediğimiz golü izlemeye bile tenezzül etmedim. O derece boktan bir maçtı bu.

1. Devrenin muhteşem oynayan takımı nasıl bu hale geldi düşünmek lazım. Sorun gerçekten giden antrenörde miydi? Yoksa onu abuk subuk bir maç sonunda takımdan yollayan yönetimde mi?

Skibbe'nin gidiş biletinin kesildiği Kocaeli maçında Baros penaltıyı atıp maçı 3-3 yapsaydı, biz 4. golü de bulucaktık elbette o zaman Skibbe gitmeyecekti takımdan. Ve benim tahminim Galatasaray hala UEFA'da oynuyor olup ligde de lider durumda olacaktı. Ama mış-muşla sonuç hala-amca ilişkisine çıkıyor .

Bu sene bizden bu kadar, şampiyonluk için favorim Beşiktaştır. Sivas şampiyon olmasında kim olursa olsun.
1 comments

Darulaceze


Yine yenildi Fenerbahce, macla ilgili kayda deger pekte birsey yok die yazi mazi da yazmiycaktim aslinda. Taa ki Aragones'in mac sonu aciklamalarini duyana kadar. "Pozisyon arayan, oyunu kovalayan takim bizdik, kaybetmeyi hak etmedik" buyurmus Fenerbahce teknik direktoru. Sikimin direktoru, yani utanmiyorda ya, gercekten cok ilginc. Ben tuttugum takimin macini bir yanda solitaire oynamadan seyredemiyorum artik birader, oyle darliyo bu takim beni. Sense hala cikip maci biz hakkettik diyebiliyorsun. Ulan karsindaki rakip kume dusmemeye oynuyo orospu cocugu daha hakki hukuku mu kalmis bu isin. Ne saniyorsun sen Fener'i ben anlamadim ki. Hayir anlarim takim iyi oynamaz, iyi oynar puan kaybeder, cok sakatin olur, yedekler sicar hadi hersey sutliman olsun direk as oyuncularin adami kanser eder, olurda olur yani futbolda bunlar var hele Fenerbahce'de her daim var. Ben alisigim bunlara ama bu kadar kendini bilmezlik, bu kadar vurdumduymazlik olmaz birader. Taraftar maca gelmiyor, hala bir umut gelenler bile aglanicak hale guluyor artik, uc uc uc die bagiriyor, iki pas yapinca oley cekiyor. Hic mi koymuyor sana birader, hic mi haysiyetin yok, bu kadar mi karaktersizsin? Gercekten anlayamiyorum ya, bambaska bi dunyada mi yasiyosun sen?
Allahim cildircam, ulan dusenin dostu fenerbahce die tassakoglani ettin takimi yedi duvele, hala onumuzdeki kupa finaline bakicaz diyosun. Siktir git a.k bakma hicbiseye, arkana bile bakmadan siktir git Fenerbahce'den.
2 comments

17 Nisan 2009

Dünya derbisi


Bu aralar her yerde çok konuşuluyor. Daha doğrusu çok yerin dibine geçiriliyor.
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi nasıl dünyanın en büyük derbileri arasında yer alırmış da, avrupadan kimse izlemeye gelmiyormuş da kalitesi düşükmüş de bin tane fasa fiso.



kime ne ondan bundan. Bu derbi benim için marlboro için, spartacus için, pardaillan için dünyanın en büyük derbisidir. Nokta...



bile karşılaşsalar heyecanla sonucunu beklerim. Dünya ilgilenmiyorsa banane.
10 tane Real-Barça maçına değişmem.


da ukalalık yapmak gerekirse, kültürel kapitalizm derim ben bu yaptıklarına.
Sen ilk önce kendi derbine, kendi kültürüne sahip çıkacaksın. Ondan sonra diğer heyecanlara yelken açacaksın.


adamlar var ki artık futbol camiasında,
hem wolwerhapton wonderers taraftarını övüyor başarısız, iyi futbol oynamayan takımlarına sahip çıktıkları için hem de gs-fb derbisine dünyanın en önemli derbisi diyenleri yeriyor kalitesiz futbolu önemsedikleri için.

Ayıp diyorum. Günah diyorum. 19 nisandaki sikimtrak River Plate-Boca Juniors derbisini protesto ediyorum(onların da çok sikinde)

1 comments

13 Nisan 2009

END OF THE ROAD


Beklenen derbi maçı tam bir rezalete dönüştü. İki takımda lige resmen havlu atmış oldu. Gelmiş geçmiş en kalitesiz Fenerbahçe Galatasaray maçlarından biriydi. Genel olarak ilk 15 dakka dışında iki takımında gol atmaya çok niyeti yoktu zaten. Birçok kişiye göre beraberlik iki takıma yaramıyor gibi gözükse de aslında iki takımda beraberliğe razı oyun oynadılar.

Fenerbahçede guiza istikrarını bozmadan çok kötü bir oyun oyadı. Semih, deivid, uğur boral da çok kötüydü. Özellikle burada semih için bir parantez açmak istiyorum. Ziconun iki sene boyunca semihi neden sonradan oyuna soktuğunu anladım sanırım. Semih 90 dakika futbolu kaldıramıyor. Özellikle 2-3 maçtır son yarım saatlerde çok güçsüz kaldı ve ayağında top tutamadı. Sonradan oyuna girip gol atan Semihin yerinde yeller esiyor. Maçın başında kendi kendini sakatlayan gökhan gönülde sahayı erken terk etmesi fenerbahçe için büyük bir şanssızlıktı. Selçuğun yerine oyuna giren deniz barış ve emre belezoğlu ise fenerbahçede iyi oynayan oyunculardı.

Galatasarayın hücum hattı da genel olarak formsuzdu. Ümit, arda, lincoln bekleneli veremedi. Aslında ümitten ve lincolnden çok şeyler beklenmemesi lazımdı. Bütün sezon boyunca hiç bir varlık gösteremeyip siftah bile yapamayan ümit ile aylardan beri maç yapmayan gamsız lincolnun maçı çevirecek oyuncu olmaları beklemek ancak hayal olurdu. Kewell maçın ilk yarım saatinde etkili bir oyun oynadı ama ikinci yarı o da yoruldu ve etkisiz kaldı. Hele iki yarının ortasında galatasaray kontra atağı çıkarken, korner direğine oraya attığı pas, şut karışımını maçı bütün seyredenleri çok etti. Galatasarayda ayhan ve barış standart oyunlarını oynarken, beni en şaşırtan mehmet topalın sakatlıktan çıkmasına rağmen iyi bir mücadele ortaya koymasıydı.

Maç hakkında konuşurken hakeme ve maç sonu olaylara değinmeden olmaz. Fırat aydınus maç boyunca fazla hümanistti. Maçı hep bir denge politikası içinde götürmeye çalıştı. İlk sarı kartları çıkartmakta çok geç kaldı. Emre aşığın roberto carlosa yaptığı faulden sonra ilk kartı çıkarması gerekiyordu.
Maç sonundaki olayları ise kırmızı kartlar konusunda vukuatlı olan lugano ve emre aşık arasında tartışmayla başladı ve 50 metreden koşarak gelen arda ile olaylar daha alevlendi. Bu olaylarla ilgili beni en çok şaşırtan gelişme volkanın bu olaylara müdahale etmemesiydi. Normalde sahalardaki kavgaların aranılan adamı olan volkan bu sefer olay yerinden uzak kalmıştır. Fakat sonradan gazetelerden okuduğumuza göre bu olaylar sırasında volkan tribünlere dönerek taşakları kaşıyormuş. Galatasaray taraftarıda bu yüzden delirmiş ve numaralı üst tribündekiler alt taraftakileri öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla delirinecek birşey de görmedim. (Bu konuda stada gitmiş arkadaşlarımızın daha fazla bilgisi varsa dinlemek isterim.)



Maç sonu olaylarıyla ilgili olarak emre aşık futbol litaretürüne geçmiştir. Şu ana kadar maç içinde futbolcuların rakiplerine yaptıkları türlü türlü hareketler gördük. Ama rakibinin göbeğini ısıran futbolcunun futbol tarihinde ilk olduğunu düşünüyorum. Daha önce vedat inceefe ankaragücü forvetiyle mücadele ederken sırtını ısırmıştı ama bu göbek olayının bir örneğinin daha olacağı sanmıyorum. Bir insan hangi psikoloji içinde rakibinin göbeğini ısırmayı düşünür? benim aklıma tek bir seçenek geliyor. Sadist-Gay emre aşık, lugano'nun sikini ısırma fantazisi gerçekleştirmek istemiş fakat son anda yorgunluğun etkisiyle siki yerine göbeğini ısırmıştır.



Maç sonunda ise Adnan Polatın yaptığı açıklamaları gülünç buluyorum. İki takımında ligden devre dışı bırakılması için hazırlanmış bir senaryonun uygunlandığını söylemiş. Bu iki takımın bu gülünç durumlara düşmesinin tek nedenin çapsız yönetim ve çapsız başkanlardır. Başkanların yanlış teknik direktör seçimleri (özellikle GS'de) ve transfer politikasındaki hataları (özellikle FB'de) bu iki büyük takımı sefil etmiştir.



Son söz olarak bu derbinin gerçek galibini kendim olarak görüyorum. Fenerbahçenin Ali Samiyede puan alacağı konusunda Günoyla girdiğim idda sonucunda felekten bir alem kazandım.



Günoya sevgilerimle,



13 comments

12 Nisan 2009

Denk mi?

Bence bizim bloga en fazla yakışacak foto budur.

Siki taşağına denklikte
sınır tanımayanlar...
3 comments

Ben beğendim



Televizyonda herkes gs-fb maçının ne kadar kötü ve utanç verici olduğunu konuşuyor. Ben tam tersini düşünüyorum. Derbi dediğin böyle olur. Bol kırmızı kart ve kıyasıya mücadele. Kaliteli futbol seyretmek zordur.
Bu geceki maçta da mücadele ve heyecan boldu. 0-0 yerine 2-2 bitse tabi daha iyiydi ama olmadı. Defans oyuncuları formdaydı.

Maçtaki olaylarla ilgili çok konuşulur ama kim ağzını açarsa açsın hemen gassaray-fener sidik kavgasına dönüşür, manasız olur.

Benim için çok önemi yoktu derbinin maçtan önce. galatasaray kazansa da birşey değişmeyecekti. şampiyonluğu, ikinci hamburg maçında lincoln oyundan çıkarken kaybettik zaten. daha sonraki haftalarda da avrupaya katılma şansını da yitirdik. Bu maçı kazansak galatasaraya değil yönetime ve bülente yarayacaktı sadece.


Maçla ilgili dikkatimi çeken birkaç noktaya değinmek istiyorum. Çoğu fenerli oyuncularla ilgili ama lincolnle başlayayım.

son 30 dakika oyuna girdi ve hiçbir şey yapmadı. Hemen eleştirildi, bu maçta da oynamayacaksa hangi maç oynayacak diye... Yauuvv, sen adamı kaç haftadır oynatma. maç oynama alışkanlığını kaybetsin. sonra da yarım saatte maçı alsın. sihirbaz mı bu herif? Bu maçı almasa bile eskişehir ve trabzon maçlarını alırdı. Bu maçın da bir anlamı olurdu. Lincoln'ü küstürmenin hiçbir açıklaması olamaz bence.

Bu guiza da ne kötü bir adammış kardeşim. Maç boyunca bir tane olumlu hareket yapmadı.
Anlayamadığım bir şey de Volkanın topu oyuna sokarken vakit geçirmesiydi. Sanırsın birkaç puan önde geldi fenerbahçe.

Bir de son olarak selçuk mevzuu var. adam oyundan çıkarıldı diye isyan etti, kale direğini tekmeledi. hadi lincolnü, sergeni falan anlıyorum da selçuk kim yauuv?.. enteresan valla.
0 comments

7 Nisan 2009

Beşiktaş'ta fuhuş şoku!



Sinan Engin, siyah beyazlı takımda menajerlik yaptığı dönemde de benzer durumlarla karşılaştığını ancak bu tür olayları hoşgörülü karşılamak gerektiğini belirtti.


Sinan Engin konuyla ilgili olarak, “Benim menajerlik yaptığım dönemde de Beşiktaşlı iki futbolcunun adı benzer bir olayla anılmıştı. Biz de bu olayı öğrendik ancak olayı medyaya yansıtmadık ve örtbas ettik. Bunu başkan da biliyor” dedi. Bu konuda futbolculara karşı hoşgörülü olmak gerektiğini savunan Engin, “Adam, kadın satmıyor ki!.. Kız arkadaş bulamamış ne yapsın? Erhan Albayrak Konya’da değil de İzmir’de bir takımda oynasaydı sözleşmesi feshedilmezdi. Konya’nın mutaassıp yapısı da bu karar etkili olmuştur” ifadelerini kullandı.


Bu arada adının karıştığı fuhuş operasyonu nedeniyle Konyaspor ile olan sözleşmesi feshedilen Erhan Albayrak, konuyla ilgili olarak Futbol Gündemi programına telefonla bağladı ve “Telefonla bir bayanla görüştüğüm için beni kadro dışı bıraktılar” dedi.
0 comments

1 Nisan 2009

Sağlık Raporu: Tobias Linderoth


Oyuncumuz Tobias Jan Hakan Linderoth, daha önce takibini sürdüren İsveçli hekimler ile sağlık ekibimizin vardıkları fikir birliği doğrultusunda kendisini daha önce ameliyat eden Amerikalı ekip tarafından 27 Mart Cuma günü Amerika’da kalçasından ameliyat edildi.

Başarılı geçtiği bildirilen artroskopik ameliyat sonrasında erken rehabilitasyon dönemini Amerika’da tamamlayan Linderoth, bugün çalışmalarını sürdüreceği İsveç’e geçiyor.

Ameliyatı gerçekleştiren ekip tarafından durumunun iyi olduğu bildirilen Tobias Linderoth’un toplam rehabilitasyon süresinin altı hafta olması planlanıyor.

Kaynak: http://www.galatasaray.org/futbol/florya/haber/3572.php
1 comments

23 Mart 2009

Dede kasiniyosun

biri kalkti dio, biri zar tutuyo dio, rezil ettin bizi dede, rezil.

1 comments

22 Mart 2009

Es-Es maçından sonra ...

Büyük kaptan bugün taraftarın gözünde son kredini de tüketti. Sorun mağlubiyet değil Mehmet Güven - Kewell değişikliği herşeyden önce ve hatta oyuna girmeyen (sakat olduğunu söylediği) Lincoln'u oyuna almaması bu krediyi bitiren nedenler aslında.

Lincoln'e ayrı bir parantez açmak lazım, adam maçta çıkarken pazarda dolaşır gibi bazen eli cepte bazen arkada birleştirmiş şekilde gayet rahat keyfi yerinde bir şekilde yürüyordu sahada. Ben o adamın o halini gördükten sonra o herifi oyuna zaten almam.

Maçta aklımda kalan tek olay numaralıda önümde çıkan kavgaydı hele yanımda uçarak yumruk atan adam ayrı bir şov oldu benim için.
1 comments

20 Mart 2009

100 °C

Bir turlu emreciksin’i ilk 11e koyamazsan, son haftalarda hasbel kader takimin en iyisi olan deniz’e kesik atarsan, daha 4. dakikada gelen golun ustune yatmaya calisirsan, takimin en diri adamini cikarip yerine sahada ufo gibi dolasan dalyarrak vederson’u oyuna alirsan, bunlar olur sevgili dede. 90 dakikada yemesen, 94’te yersin. Mactan sonra niye iyi oynamadik anlayamadim dersen, affedersin ama seni kim neye taksin?

Evet senor aragones artik suyun iyiden iyiye isindi, seni artik ne yedek kulubesinin golgesi, ne avrupa kupasinin hatirasi kurtarir, bir derbi yenilgisine, ispanya’ya tek gidis biletini cebine verirler.

Buarada futbol oynamayi deli danalar gibi saga sola carpmak sanan Bursaspor’lu oyuncularda yatsin kalksin Sercan’a dua etsin.

0 comments