Olmadan dalinda curuyenler burda toplaniyor

Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2009

Yine Yeni Yeniden



Futbolcular değişiyor, teknik Direktörler Değişiyor, başkanlar değişiyor ama Galatasaray'ın Kadıköyde ki yenilgi serisi değişmiyor. 10 yıldır Kadıköy'de maç kazanamayan Galatasaray bu seferde evine boynu bükük döndü.

Fenerbahçe maç boyunca iyi koşup mücadele etti. Fb forvetleri son vuruşlarda biraz daha becerikli olsalar fark daha da açılabilirdi. Santrafor oynayan Kazım'ı beğendim. İlerde iyi top indirdi ve çok pozitif oynadı.Gs'nin geri ikilisini çok zorladı. Ortada Emre ve Cristian çok agresifti ve iyi alan kapattılar. Gökhan Gönül son maçlardaki formsuzluğundan sıyrılmış gibiydi. Artık Fenerde işi yok artık gitsin denilen Roberto Carlos ise savunma ve hücumda iyidi. Fener'in birçok atağında hücuma destek verirken, geride Keita'yı ise tecrübesiyle iyi durdurdu. Ve kaptan Alex De Souza yaptıklarıyla maçın kaderini etkiledi.

Galatasaray ise gerçekten kötü oynadı. Sahaya çıkarken yenilgiyi kabul etmiş gibilerdi. Son dakikada Aydın'ın köşeden vurduğu şut dışında Gs'nin başka gol pozisyonu yoktu. Hoş Baros'un erkenden sakatlanması GS için büyük şanssızlık oldu. Baros, Bilica gibi yavaş bir defans oyuncusunu çok fazla zorlayabilirdi. GS'nin orta sahası çok etkisizdi. Elano'nun sahada herhangibir olumlu hareketini göremedim. Eğer Dunga bu maçı seyretseydi Elanoyu mu yoksa başkasını mı milli takıma çağırırdı? Bilemiyorum.

Hakem Bünyamin Gezer iyi değildi bence. Penaltı pozisyonunda Leo Franco kırmızı kart görmeliydi. İkili mücadelelerdeki kararlarında fazlaca hata yaptık. Keita'nın kırmızı kartıyla ilgili konuşulacak birşey yok zaten. Ama maçı tv'de tekrar seyrederken birşeye dikkat ettim. Keita'nın su şişesi geldi diye yattığı pozisyonda Tvden gördüğüm kadarıyla Keita'nın yüzüne gelen birşey yok. Keita'nın 1-2 metre yanına su şişesi düştükten sonra kendini yere atıp şovunu yapıyor.

Olayların adamı Arda maç öncesi Cristian ile kavga ederek bu maçı da boş geçmemiş oldu. Arda maç boyunca çok kötü oynadı. Ama esas Arda futboldan çok uzaklaşmış. Sahada çok isteksizdi. Dünya sikime minare götüme der gibi saha dolaştı ve maçı hakemlere el kol hareketi yaparak geçirdi. İlk yarıda Gökhanla orta sahada girdiği bir pozisyon vardı hakem bu pozisyonda devam ettirdi ama Arda beş dakika boyunca 4. hakeme itiraz etti. Herif maçı bıraktı el kol hareketleriyle hakeme itiraz etti de etti. Gördüğüm kadarıyla kaptanlık Arda'ya ağır gelmiş.

Son olarak Guiza ise kendisinin geliştirdiği derbilerde boş kaleye gol kaçırma rituelini bozmadı. Ulan be okçu daha ne diyeyim ki ben sana
2 comments

11 Ekim 2009

Don baba donelim



Yil 2006, Sporx
- Hangi takımı tutuyorsunuz?
Galatasaraylıyım.
- Peki FB TV'de çalışır mısınız?
Fenerbahçe TV'den bir teklif daha önce gelmişti. Ben de "Herkes benim Galatasaraylı olduğumu biliyor. Benim ne işim var Fenerbahçe TV'de" dedim. Biraz zor.

Yil 2008, Yeni Safak
- Hangi takımı tutuyorsunuz?
Eskiden Galatasaray`ı tutuyordum ama artık takım tutmuyorum.
- Neden?
Çünkü profesyonelliğimin önüne geçip, mesleğime zarar veriyordu. Televizyonda haber sunan spikerleri izlediğinizde çoğunun hangi takımı tuttuğunu anlıyorsunuz. Bence bu çok doğru olmuyor.

Yil 2009, Vatan
- Galatasaraylı Arda “Beni hiçbir para Fenerbahçeli yapamaz” dedi. Siz bu sözler hakkında ne düşünüyorsunuz? Takım fanatikliği nasıl bir şey sizce?
Vallahi kimse büyük konuşmasın, çünkü herkes bir gün Fenerbahçeli oluyor.
-Vay vay vay vay harbi Fenerli'yiz anlaşılan.
Herkes gibi.
0 comments

18 Eylül 2009

Les Miserables


Bundan bi kac hafta once bu sezon fenerbahce'ye ilk seyrettigim macta, gorduklerimden umutlanmis, ilerisi icin olumlu dusunuyordum. Ama gidisatin tam tersi yone donmeside beni cok sasirtmadi diyebilirim. Yalniz yazinin teatral icerikli oldugunu dusunenlere sasarim onu soyliyim. Neyse takim her gecen gun daha kotu oynayip, hasbelkader ite kaka maclari kazaniyordu. Tekerin bi yerde patlayacagi belliydi, kismet Twente'yemis demek. Mac analizi yapmak elimize birsey gecirmiyor, hasar tespiti ve eksiklerin nasil gidirelecegini soylemek lazim.

Yapilan takviyelere ragmen defans hatti, bir adim ileri gidebilmis degil. Edu'da mevcut olmayan sertligin, isirganligin Bilica'da kendini gerizekalilik olarak gostermeye baslamasi yaninda, Edu-Lugano uyumlulugundan eserde yok. Lugano saldiriyor, Bilica saldiriyor, topu alan adami ortasahaya kadar takip ediyorlar. Takimi arkadan yonlendiren yok, ne derinlik var ne de kademe, her turlu ofsayti Carlos zaten istikrarla bozuyor. Carlos demisken, kendisi bitmis, nokta. Obur tarafta Gokhan o kadar methiyenin ustune inanilmayacak derecede kotu oynuyor, her mac yaptigi seyleri 3-4 mactir batira batira bi hal oldu.

Orta sahada Christan'i da gec, ne Maldonado'dan iyi ne Josico'dan kotu, verilen para, kullanilan yabanci kontenjani hepsine cok yazik. Kazim desen hep ayni, ustune koymaya ne niyeti var nede onu zorlayan, attigi 2-3 gol yuzunden oynuyor, bu sezonluk kredisini iyice bitirine kadar daha da oynar. Santos ilk transfer haberini aldigimda dedigim gibi, ileri kanat oyuncusu degil, topu alip donemiyor, birebirde ileri dogru adam gecemiyor, kenarda sikistigindan hep ortalara kaciyor, varligini zorla yokluga ceviriyor. Ilerde Alex tam bir karabatak, bir mac var bir mac yok. guiza ise geldiginden beri ender maclar disinda vasat sinirina bile bi turlu gelemiyor, ya kotu yada cok kotu. Ve ne yazikki kotusude hic cekilmiyor ama ne hikmetse her teknik direktorde 75 dakika garantisi var, o hic degismiyor. Bi tek Emre var takimda iyi oynayan, oynamaya calisan. 11 kisiden 1 kisi sadece.

Takimin bu sefil goruntusunun altindaki temel sebep, Omer Urundul'u tassak oglanina ceviren bloklar arasi kopukluk mevzusu. Santradan, macin bitis dudugune kadar guiza ile stoperler arasindaki mesafe devamli artiyor, kimsede bi dur diyemiyor. Hatta macin sonu oyle bir hal aliyorki, Volkan degaj atiyor, Guiza rakip cezasahasinda ofsayta dusuyor. Iki stoperde de takimi ileriye cikartcak, ne zaman ne kadar cikartcagini ayarlayacak oyun bilgisi, gorusu yok. Onlarin onundeki Christian'da kendinden onceki selefleri gibi defans 4'lusunu 5'lemeyi sorumluluk almaya tercih edince bir tek zavalli Emre deli dana gibi orta sahayi toplamaya calisiyor. Bu kopukluk fener'i 2 yonden vuruyor, ilk olarak forvet hatti ozellikle alex oyundan dusuyor, topla hem cok az bulusuyor, hemde bulustugu anda bitirici hacoktan yorulmus oluyor. Ikincisi, ortasaha oyunculari topu ileriye devamli dribblingle tasimak zorunda kaliyorlar, hemde top bizdeyken yoruluyorlar, top rakipteyken pres yapmaya mecalleri kalmiyor, hemde dribbling yetenekleri cok olmadigi icin, devamli top kaybediyor, bir de ustune geri donemiyorlar. Bu sebeplerden dolayidir, kalitesi ne olursa olsun orta seviyede paslasan, yardimlasan takimlar fener'i aciz durumda birakiyor.

Fener'de olan bunlar, yapilmasi gereken, en azindan denenmesinde fayda olan ise sudur. Bu saatten sonra bu takima iki defans, uc ortasaha, bir forvet lazim demek abes olur. Madem eldeki malzeme budur, ben artik gemileri yakalim diorum. Niyetim ayni ama iki degisik dizilis onerim var.


Madem sicis mevsimine kacinilmaz olarak girdik, kaybedeceksekte gorkemli kaybedelim a.k. topa olabildigince daralanda hukmedip, oyunu rakip yariya yikip, millete varyasyonla, sutla, calimla beyin amciklatmasi gecirtelim. Olur valla kendim yazdim, kendim tuttum bu kadrolari ama bu islerin onunde tek bir engel var, o da siktigimin Daum'u, cildirtiyor adami amina koyum cildirtiyor, yillardir ayni hiyarliklarla, ayni kafayla itinayla cildirtiyor.

Ayriyaten, bu gs'in tekeri ne zaman patlayacak onu da cok merak ediyorum, takimin kotuguyle, sansi arasindak ters orantinin boku cikmaya basladi iyice, uyandiriyim. Uyandiriyimde kimi uyandiriyim acaba, kendim yazip, kendim oynuyorum amini siktigimin blogunda. Aceto'ya sen benim hincal'im ol, ben senin ayse'n diyesim var..
1 comments

25 Ağustos 2009

Biletini kestim senin

Sezon basindan beri fenerbahceyi bi turlu 90 dk seyretmek nasip olmamisti. Gecen maclarda duydugum kulaktan dolmalarin ne derece dogru oldugunu acikcasi cok merak ediordum. Sakin kafayla, tadini cikara cikara maci izleyebilmek icin, once bi 6 saat uyudum. Uyudum, uyandim, iftar masasina oturdum. 8 kofte, 7 dilimde pastirma yiyip kalktim. Macin baslama dudugu duyuldugu an ben coktan uykumu almis, karnimi doyurmus, zorlu bir 90 dkya hazir ve nazir sekilde kanepede yerimi almistim bile. Bir elimde kumanda, bir elimde tespih, gobegimde incebelli cay bardaginin yaydigi tatli iliklik, cok guzel bir ruh hali icersindeydimki taa mac baslayana kadar.

Macin basini, kendisini, sonunu, hepsini bir arada mi, yoksa tek tek mi yorumlamak mi lazim bilemiyorum. Ama istiklal marsini isliklamakla, fol yok yumurta yokken sahaya bilumum nesne yagdirmanin, cikista coluk cocuk polisle catismanin boktan bi bagi vardir herhalde. Neyse oncelikle fenerbahce'yle ilgili notlarimi yazmak istiyorum (usta isi yorumlarim icin sabirsizlandiginizin farkindayim).

Genel olarak gecen seneye gore daha derli toplu, daha istekli, daha tempolu bi fener vardi sahada. Golu erken ve de pis bi sekilde yemelerine ragmen, fazla bocalamadan isi toparladilar. Her nekadar oyun zirt pirt durduysada ilk gol ve bazi pozisyonlardaki seri paslasmalar ilerisi icin umit vericiydi. Aslinda saha kotuydu, rakip okuzdu, ligin basiydi gibi bircok sebepten pekte soylenecek birsey yok.

Teker teker oyunculara bakarsak, en cok aksayan yer Lugano ve Bilica'nin olusturdugu arka ikiliydi. Lugano acik bi sekilde fiziksel olarak hazir degil. Vucut olarak cok hamdi ve hamle zamanlamalari, acilari acisindan da genel olarak hataliydi. Ama sonucta onun ilaci belli antreman ve mac yapacak. Gelgelelim, Bilica tam bi salatalik cikti diyebilirim. Karsisina hangi zenci gelse maymun etti bunu, ne pozisyon alabildi, ne adam tutabildi, bide ustune osuruk osuruk calimlar yedi durdu. Bide iyi top kullaniyor fln diyorlardi, buyuk yalanmis gercekten. Yabanci kontenjanini bole carcur etmektense, Lugano-Onder ikilisi cok daha mantikli gorunuyor bana. Carlos en iyimser yorumla idare etti ama macta hic yoktu, ileriki maclarda da olmasini beklemiyorum acikcasi. Aksine Gokhan sagbekte kelimenin tam anlamiyla mukemmeldi. Gecen seneden cok daha iyi gordum kendisini, daha iyi pozisyon alan, daha iyi kafa toplarina cikan, ikili mucadelelerde daha guclu bir Gokhan vardi sahada. Ayrica ileri cikislari da daha dengeli ve etkiliydi, bi ileri bi geri deli dana gibi kosturmaktan, gereksiz calim salvolarinda kurtulmus bir gorunumdeydi.

Orta sahada emre bu sezon dedikleri kadar varmis bunu gordum. Hem isirgan ve savasci, hemde creative bir portre cizdi.(portre cizmek ne ya?) Arkasinda oynayan Christian ise cok dar bir bolgeyle kendini kisitladi, o bolgeyi biraz daha genisletirse yeni orumcek olmaya adaydir. Santos en merak ettigim adamlardan biriydi, topu kullanisindan, paslarindan gayet teknik, akilli bir oyuncu oldugu belli olsada fizik olarakta tam tersi cok direncsizdi. Ikili mucadeleden de, dribblingten de kacan bi yapisi var. Hakemde bugun yarrak olunca, ikinci yarinin son 30 dakkasinda alenen yildi cocuk. Sagda Kazim ise klasik otistik gorunumundeydi, oyun icinde devamlilik desen yok, savunmaya yardim da asgari duzeyde ama hizli ve gucluydu. Toplarada hasbelkader sert vurdugu icin her an tehlike arz ediyor ama hep yavsak tam yavsak a.k. Devamli guluyo, devamli bise anlatiyo, o eller kollar hic durmuyor ztn, bir garip ademoglu buda, boyle kabullenmek lazim demekki. Ama topuz veya ozer kesebilirse, itirazim olmaz acikcasi.

Ileride Semih, buaksam hem kendi icin, hem de guiza icin defansla bogustu, orta sahaya kadar geldi top aldi, sag kanada cokta iyi toplar dagitti . Yalniz, soldan carlos hic bindirme yapmayinca, zaman zaman kitlendi, geriye donmek zorunda kaldi yada topu ezdi. Bir gol atti, bi tanesi direkten dondu. Obur golcumuz okcu ise maca turistik modda basladi, ilk yari hic ortalarda gozukmedi, ikinci yari ne zamanki mac kopmaya basladi, o da sahneye ufak ufak cikmaya basladi ama hala ve israrla yetersiz kaliyor. Yalniz okcuyla ilgili bir ilginc notta ozer'le yasadiklari uyumsuzluktu, kisa zamanda bu kadar anlasmazlik cok enteresandi bence.

Diyarbakirspor'a gelecek olursak cok net soyleyebilirim ki ileride oynayan iki zencileri disinda ne futbolcusuyla, ne de taraftariyla bu ligin takimi deiller. Takim olarak oyuna cok sert basladilar, hem Fenerbahce'yi hemde taraftarlari gerdiler. 10. dakkada 3 tane sari kartli oyuncu vardi sahada ama hakemde hiyaroglu hiyar ciktigindan o 3 karttan 2si fenereydi. Belki bilerek sert oynayip, gerginligi arttirip, seyirci baskisiyla rakibi sindermeye calistilar ama barut misali bekleyen seyirciyede istedikleri kivilcimi vermis oldular. Hakemde inanilmaz les yonetimiyle macin kontrolunu kaybettigi gibi macinda agzina tam anlamiyla sicti.

Egri oturup, dogru konusursak Fenerbahce, diyarbakir'in ne rakibi, nede dengi. Daha ligin 3. maciyken ortada dusmelik, kalmalikta bir durum yokken ne bu siddet ne bu celal diye sorarlar adama. Olay Turkiye'deki Kurt sorunun bir yansimasiysa, canli yayinlanan bir superlig maci, bir kendini ifade etme platformuysa, yasananlar bize bu sorunun taraflarindan birinin kendini hayvan gibi oraya buraya saldirmadan, coluk cocugun eline tas vermeden, siseye isiyip millete atmadan anlatamadigin, anlatmayi bilmediginin veya tercih etmediginin ispatidir. Bu kadar siktiri boktan bir macta, bu kadar olay cikiyorsa, isin garibi iki takim taraftarlari arasinda degilde olaylar diyarbakirlilar ve polis arasinda geciyorsa, herkesin sapkasini onune koyup dusunme vakti gelmistir. Bu ofke kime, neye diye. Herhangi bir futbol macini, gunluk hayati, derdi, tasayi soyutlayacak alelade bir spor olayini savas alanina cevirmekten baska bi bok bilmeyenler, tepki gostericem diye suursuz bir sekilde istiklal marsini isliklayanlar artik bi zahmet siktirip gitsinler bu memleketten. Devlet bizi dusurdu diye aglayip sizla, olay cikar. Devlet sizi zorla 1.lige cikarsin durup dururken yine olay cikar. Afedersiniz ama sikerler boyle askin izdirabini, siz okuzseniz ben sizden okuzum, siktirin gidin curuyun coplugunuzde amina kodumun orospu cocuklari.

Bununla alakali olarak futbol asla sadece futbol degildir diye diye iki kurusluk romantizm saticam derken futbolun icine sokmadiklari kavram kalmayan yavsak lumpenler, bu islerin basi hep sizsiniz ibneler.
1 comments

1 Temmuz 2009

Formalarda değişik renkler seçmek

Yeni adet çıktı bu formalarda her sene değişik bir renk seçmek. Pazarlama stratejisi bir nevi, değişik forma yapıp taraftara aldırmak.

Barcelona pembe forma yaptı mesela bu sene bildiğin.. Değişik mi? Bence değişik... Güzel mi? Bence güzel... Ama bana bir forma seç deseler bu seneki parçalılarını seçerim herhalde, pembeyi değil ama belli olmaz hoşuma gitti bu da...



Galatasaray geçen sene turuncu forma yapıp büyük bir satış yapmıştı. Turuncu forma ilk başlarda yadırgansa da sonradan alışıldı çok sevildi. Sarıyla-kırmızının karışımı olduğundan bize fazla uzakta değildi hani. Peki bu seneki değişik rengimiz nedir? Mor.. Lila filan değil bildiğin mor. Aşağıdaki Fiorentina formasının morundan olucak büyük ihtimalle yeni formamız. Diğer 2 forma parçalı ve beyaz olucak artık klasik hale geldiği şekilde ki ben bu klasik şekli çok seviyorum. Mor forma mı? Görmeden birşey söyleyemiyorum ama tek soru var kafamda mor ne alaka? Alır mıyım? %90 alırım zaten, her sene çıkan tüm formaları alma gibi bir saplantı oluştu bende, koleksiyon yapıyor gibiyim.



Karşı yakadaki ezeli rakibimizde Fenerbahçe patlattı Türkiye'de bu değişik renk olayını ( İlk deneyen Galatasaraydı.. 03-04 sezonunda kullandığımız gök mavisi-turkuaz forma var ama bir sezonluktu ve tutmadı) 2 sezon önce turkuaz formayla güzel bir ivme yakaladılar ama geçen seneki fosforlu sarı pek tutmadı galiba.. Bu sene yeni renkleri ne olacak merak ediyorum.. Ama dikkatimi çeken 2 formanında mavi veya sarının belli bir tonu olması. En azından tercihler daha anlamlı gibi, bizim bu seneki mor gibi değil.. Gerçi klübün orjinal renklerinin dışına çıktıktan sonra anlamlı olsa ne olur olmasa ne olur önemli olan değişiklik ve bu değişikliğin tutması...

1 comments

18 Haziran 2009

İnsanlıktan nasibini almamak....


Her takımda var bu tip taraftarlar ama bu kadar çıldıranını ilk defa duyuyorum.. Dünkü Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen maçında maçtan sonra çıkan olaylara diyecek birşey bulamıyorum. İzleyemedim ve göremedim olayları ama okuduklarım bile yetti durumun vahimiyetini anlamaya.

Aslında herşey bir önceki maçtaki o olaylardan sonra başlamıştı, F.Ülker'li yöneticiler ortalığı sakinleştireceklerine hiç olmaması gerektiği gibi tüm taraftarları galeyana hazır hale getirdiler. Basketbol federasyonu da sadece Rasim Şafak'a ceza kesmeyi uygun görünce yaptıklarının yanında kâr olduğunu gördü bazı insanlar.

Dün geceye gelene kadar hiç sevmediğim herşeyi bildiğini sanan insan Hıncal Uluç'un salı ve çarşamba yazdığı yazılara bakarsak aslında bu olacakları tahmin etmenin hiçte zor olmadığını görüyoruz.

Salı yazdığı yazı:

Türkiye'de Basketbol Federasyonu var mı?.

Türkiye'de Basketbol Federasyonu var mı, şu iki gün içinde göreceğiz. Pazar gecesi bu ülkede, sadece basketbol değil, spor adına çok ağır utanç sahneleri yaşandı.
Yarın gece, bu çirkin sahnelere yol açan Türkiye Basketbol Ligi Playoff serisinin çok önemli bir maçı daha var. Merakımız.. Federasyon Pazar akşamı olanları görmezden gelip, bu akşamki maçı hiçbir şey olmamış havasında oynatıp, daha ağır, daha korkunç olaylara kapıları ardına kadar açacak mı?. Yoksa, pazarın sorumluları hakkında en ağır cezaların tedbirlerini hemen alıp, bu tür çirkinlikleri yaratanlara karşı acımasız olduğunu gösterip, yarın gece temiz bir maç oynanmasını mı sağlayacak?.. *** Cumartesi sabahı, bizim ünlü futbol ekibinin katıldığı bir kahvaltıda "Fenerbahçe basketbol seyircisine nasıl hayran olduğumu" anlattım uzun uzun.. Efes sahasında oynanan 2 maçı kazanıp 2-0 öne geçen ve şampiyonluğu nerdeyse ele geçirmiş görünen Fenerbahçe, kendi saha ve seyircisi önünde iki maçı kaybetmiş ve durum 2- 2'ye gelmişti. Ve Fener seyircisi, kaybedilen bu iki maçta, her maçta olabilecek bir iki fanatik davranış dışında, harika bir görüntü sahnelemişti.. "İşte sportmen seyirci bu" dedim.. "Ben, Galatasaraylı Hıncal, gider bu Fener seyircisinin arasında otururum.." İşte o seyirciyi, Pazar gecesi bu defa Efes'in salonunda çıldırttılar.. Çıldırtanlar, hakemler, Efes Oyuncuları, ya da Efes taraftarları değil, kendi sporcuları ve yöneticileri oldu..
Fener kenar yönetimi ve tribünde oturan Başkan Aziz Yıldırım ve yönetici Murat Özaydınlı, seyirciyi tahrik için ellerinden geleni yaptılar ve sonunda oyunun durmasına sebeb oldular..
Aziz Yıldırım iş işten geçtikten ve tehlikenin büyüklüğünü fark ettikten sonra TV kameraları önünde şov yapmaya kalktı. Güya yatıştırır hareketler yaptı. Fitili ateşledikten, bomba patladıktan sonra işe yaramadı tabii.. *** Tribünde Aziz Yıldırım'ın bir yanında Ali Koç, öbür yanında Murat Özaydınlı oturuyordu. Ali Koç, adına yakışır, vakur bir hava içinde maçı izliyordu. Gerçek Fenerbahçe Başkanı oydu sanki.. Aziz Yıldırım, Fenerbahçe aleyhine çalınan her düdüğe tam bir mahalle kahvesi seyircisi havasında, küçümseyen, aşağılayan jest ve mimiklerle tepki gösteriyordu. Yıldırım'ın tavrı bu olunca, Özaydınlı'yı artık tutmak mümkün mü?. Bir amigo gibi ayağa fırlayıp, el kol sallayarak ve bağırarak hakemlere saldırmaya başladı. Bu sırada saha kenarında başta Tanyeviç ve Rasim, yedekler, saha içinde de başta Mirsad ve Semih oyuncular her türlü tahriki yapınca, o iki gece alkışladığım Fener seyircisi çıldırdı. Ellerindeki her şeyi sahaya attılar ve hakemler soyunma odasına gittiler. Oyun durdu. Bekleme sırasında, Rasim'in hakemlere "Kol geçirme" işareti yapması, hakem masasına tekme atması dahil, tüm sinkaflı küfürleri ve ağır tahrikleri tekrar tekrar izledik. Fener Yöneticisi Remzi Dilli'nin Aziz Yıldırım'la tribünde konuştan sonra hakem odasını basmasını seyrettik. Hem de milli takım hocası Tanyeviç'in maç sonunda hakemleri soyunma odasına kadar nasıl küfürler ve tehditlerle kovaladığını gördük. Tüm bu rezaletlerin kayıtları, görüntüleri, belgeleri elde mevcut.. Yani, örtbast etmek, göz yummak, görmezden gelmek mümkün değil.. Onun için bakacağız, bu ülkede Federasyon var mı, yok mu?. Bu arada İstanbul Valisine de uyarımız var. Bu federasyon önlem almazsa, yarın geceki maçta çok büyük olaylar çıkabilir. Bu yüzden Abdi İpekçi Salonu'nda çok yoğun polisiye önlemler almanız gerekebilir. Bunca tahrikle çıldırtılmış Fener seyircisi, şampiyonluğun kaybedilirse, maçın sonunda güç tutulur ve Türkiye adına çok utanç yaratacak ve tarihe geçecek sahnelere yol açabilir.. Olan olduktan sonra sorumlu aramak kimseyi kurtarmaz..
Çarşamba yazdığı yazı:

Federasyon yok!..

"Türkiye'de basketbol federasyonu var mı" demiştim dün. Yanıtı bugün.. "Yokmuş!.." Pazar akşamı bu ülkede basketbol adına olmadık rezillikler yaşandı. Basketbol federasyonu ortada yok. Erkeklik kuralını oynuyor.. Onda dokuzu kaçmak, onda biri hiç görünmemek.. Bu gece, İstanbul Valiliği çok geniş önlemler almazsa, kan dökülebilir. Bunun sorumlusu da aciz federasyon olacaktır. Orlando- Los Angeles serisi 2-1 devam ederken, televizyonlar, LA koçu Phil Jackson'la sohbet ettiler. Konuşma sırasında Amerikan basketbolunun gelmiş geçmiş en büyük iki koçundan biri Jackson "Hakemlerin yönetiminden memnun olduğumu söyleyemem" dedi.. Sadece bu lafa ceza daha o gece kesildi. 25 bin dolar!..
Basketbol Federasyonu, maçı durduran seyirci, o seyirciyi tahrik eden yöneticiler, hakemlere saldıran, masalarına tekme atan, ana avrat söven, kolları ile geçirme işareti yapan oyunculara, hakem odasını basan menecere, hakemleri soyunma odasına kadar söverek ve tehdit ederek kovalayan teknik direktöre uyarı dahi vermedi şu ana dek.. Fener'in iki lafını bilmez amigosu, sözde yöneticisinin bu geceki seyirciyi sahaya dökmek için yollara mayın döşer gibi ettiği laflara karşı, hakemlerini savunma gereği dahi duymadı. Sanırsınız Basketbol Federasyonu tatilde.. Bu arada.. Dün Sabah'la gurur duyduğumu söylemiştim. Öbür gazeteleri okuyunca, gururum katlandı. Hürriyet'te Doğan Hakyemez ve Milliyet'te Ümit Avcı'yı okurken utandım.. Hakemin verdiği karar doğruymuş, ama verilir miymiş.. Hiç sıkılmadan bunu yazdılar.. Koskoca Fener takımında ve yönetiminde kuralı bilen tek kişinin nasıl olmadığını soracaklarına, "Madem Fenerliler bilmiyor, sen de çalma" demeye getirdiler. Ayıba bakar mısınız?. O anda o faulü çalabilecek yüreğe sahip hakemi alkışlayacaklarına.. Vatan'da güya basketbol uzmanı Kaan Kural'ın da hakeme ve düdüğe saldırmasını anlamak, kabullenmek mümkün değil.. "Son saniyede penaltı çalınır mı" der gibi bir yorum.. Akşam, olayların temelindeki kasdi faul kararını görmezden gelmiş, ama hiç değilse hakemlere yüklenmemiş.. HaberTurk'un tam sayfasında da, değişen kural ve hakemlerin kararının nasıl doğru olduğu üzerinde tek kelime yok.. Medya ya kuralı bilmiyor, ya da Fener'i kızdırmamak için görmezden geliyor, alenen amigoluk yapıyor..
Bu mudur?.. Tarafsız gazetecilik bu mudur?..
Hıncal'ın salı gününden olacağını söylediği olayları yatıştırmak ortalığı sakinleştirmek için neden hiç bir F.Ülkerli yönetici bir açıklama yapmadı, herşeyi geçtim valilik neden bir güvenlik önlemi almadı anlamıyorum, anlayamıyorum... Ya sahaya girip basketbolcuyu dövmek nedir kardeşim biri bana açıklasın, yerde yatan basketbolcuyu tekmelenin nasıl bir açıklaması var? Kendine göre aldığın yenilgilerin nedeni federasyon, hakemler olabilir (zaten Türkiye'deki tüm büyük takımlar yenilince suçu otomatik olarak federasyona ve hakemlere atıyor, sütten çıkmış ak kaşığız hepimiz, hakemler olmasa mağlubiyetleri hiç görmeyeceğiz çünkü amına koyim) ama nasıl sahada bence sonuna kadar hakederek (2-0 dan 4-2'ye getirmek seriyi boru değil!) şampiyonluk kazanan bir takıma saldırırsın ya? Bırak adamlar kutlasın doya doya, ister alkışlarsın ister siktirir gidersin tribünden...

Zaten zamanında Denizli'deki maçta da hakları yendiğini (!) savunan bir yönetici topluluğunun başını çektiği taraftar grubundan aksini beklemek imkansız olur... Ama bu tip adamlar tüm takımlarda var önemli olan engellemek.. Tabii başarabiliyorsanız...

Geçen sene bayanlar basketbol final serisinin son maçında Galatasaray'ın güzeller güzeli oyuncusu Esra Şencebe için yapılan tezahuratları hatırladım da şimdi biz adam olmayız kardeşim... Aynısının değişik versiyonunu Galatasaray taraftarının Fenerbahçeli bir bayan basketbolcu için yaptığını belirteyim ve tekrar söylüyorum Türkiye'deki futbol taraftarlarından bir cacık olmaz... Bari basketbola el atmasaydınız...
3 comments

17 Haziran 2009

Kaz bulundu yolun bakalım...


Fenerbahçe Semih, Guiza ikilisinin yanına bir de bu sene parlayan Sercan'ı almak istediğini artık tüm herkes biliyordur. Ama işin bonservis tarafına gelince şok oldum. Eğer bu teklif doğruysa ve bu transfer gerçekleşirse artık diyecek birşey bulamıyorum "Buldunuz yolunacak kazı yolun bakalım" dan başka.

www.maraton.com.tr'den alıntıdır.

Fenerbahçe transferde bombaları tek tek patlatırken, yeni bombalar yolda gibi gözüküyor.

Fenerbahçe, Bursaspor'un genç golcüsü Sercan için resmi girişimlerini başlattı.

Bursaspor'un Sercan için Fenerbahçe'den 9 milyon avro para ile Önder, Deniz ve Vederson'dan birini istediği öğrenildi.

Maraton.Com.Tr dün siz okuyucularımıza Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ile Bursaspor başkanı İbrahim Yazıcı'nın Kulüpler Birliği toplantısında bir araya geldiklerini ve Sercan için görüştüklerini herkesten önce duyurmuştu.
3 comments

1 Haziran 2009

Bir zamanlar

0 comments

Kendi düşen ağlamaz


Marco ve Tuncay, iki futbolcu, hedefleri büyük, oynadıkları klup o hedefler için küçüktü. Fenerbahçe'ye birer sene arayla geldiler, duramadılar, yine birer sene arayla gittiler. Biri İngiltere'ye dediler sonra öbürü de İspanya'ya. Kimimiz üzüldü, kimimiz kızdı. Suçlu hem yönetim, hem menajerler hemde futbolculardı. Ortada tek günahsız vardı, taraftar, kader bu ya onların da ahı tuttu. Bu sezon Tuncay'dan sonra Aurelio'da küme düştü. Sizin için bundan sonraki durak neresi bilinmez ama kesin birşey varki o da Avrupa'da pirince giderken, Türkiye'deki bulgurdan oldunuz beyler. İşte bu da kulağınıza küpe olsun, almayın Fenerbahçe'nin ahını, çıkar aheste aheste.
4 comments

20 Mayıs 2009

Saraçoğlu'na Galatasaray posteri


Güne güzel bir haberle başladık, o stadda final oynamak vardı olmadı ama bir şekilde içeri sızmışız :)

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/11684374.asp?gid=229
1 comments

14 Mayıs 2009

Bayakomik



Lan asıl komik olan, Fenerin ligde hiçbir işine yaramayan tüm derbileri kazanıp, tek kazanması gereken derbide sıçması.
0 comments